Ağrı Dağı’na Tırmanmak Yasak Mı?
Bunu yazarken, Kayseri’nin soğuk sabahlarından birinde, pencerenin kenarına oturmuş, aklımda dolanan birkaç düşünceyi toparlamaya çalışıyorum. Yine bir şeyler yazmak istedim ama bu kez daha farklı; belki bu sefer daha çok içimden gelenleri dökeceğim. Ağrı Dağı’na tırmanmanın yasak olup olmadığı konusunda daha önce hiç düşünmemiştim, ta ki o gün gelene kadar. Ama bir olay, bir duygu, bir anlık kararsızlıkla her şey değişti. İşte bu yazı, beni bir dağa, belki de hayatımın en büyük macerasına sürükleyen o anın izleriyle ilgili.
O Gün, O An
Bundan birkaç hafta önceydi; Kayseri’den arkadaşlarımla çıkacağımız küçük bir geziyi planlıyorduk. Ama bu sefer farklı bir şey yapmak istedik. Yani sıradan bir tatil değil, içimizdeki keşif arzusunu doyuracak bir şey olmalıydı. Ağrı Dağı’na tırmanmak, belki de yalnızca kayıtlarda kalan bir hayaldi, ama bir an, bir şimşek çaktı kafamda.
Hepimizin içindeki bir şeyler uyanmıştı. Başka bir dünyaya, bir dağa, belki de bir anlam arayışına doğru bir yolculuk. Ama işin içinde bir problem vardı. Sadece zihnimde değil, belki de gerçekten, bu tırmanışın yasak olup olmadığına dair belirsiz bir şeyler vardı. O anda biraz kafam karıştı, heyecanımda bir eksiklik hissettim. “Ağrı Dağı’na tırmanmak yasak mı?” diye sordum kendime. Herkesin cevabı belliydi: “Yasak değil ki, yasak olsa insanlar dağcılar gidip tırmanmaz mı?” Ama içimde bir ses başka şeyler söylüyordu, adeta bana bir uyarı yapıyordu.
Tırmanmaya Karar Verdim
Bir gün, akşam saatlerinde telefonum çaldı. Dağcı bir arkadaşım aramıştı. Sesi, hiçbir şeyden habersizdi. “Ağrı Dağı’na tırmanmaya karar verdik, gelmek ister misin?” dedi. “Gelirim,” diye cevap verdim, ama içimde bir parça huzursuzluk vardı. Nasıl olurdu? Yüksek bir dağ, soğuk rüzgarlar, belki de karanlık bir gece… Kafamda yüzlerce soru birikti ama bir o kadar da heyecanlıydım.
Biraz daha düşündüm ve ertesi gün bir bilet aldım. İçimdeki belirsizliği yok etmek, belki de bir çözüm bulmak istiyordum. Tırmanmaya karar verdim. Ama bir şeyler eksikti, içimde bir gariplik vardı.
Ağrı Dağı’na Yaklaşmak
Geceyi sabaha karşı, sıcak bir arabada geçirip, sabahın erken saatlerinde dağa yaklaştık. Burası, dağın etekleri, doğanın yeşili ve gürültüsü arasında farklı bir dünya gibiydi. Ama kafamda o an, gerçekten de o sorular dökülmeye başlamıştı: “Ağrı Dağı’na tırmanmak yasak mı?” diye tekrar sordum kendime. Kimse bu konuda net bir şey söylemiyordu, dağcı arkadaşım da, “Bazen kaybolabiliyor ya da bazı bölgelerde geçiş izni gerektirebiliyor, ama yasak olduğu söylenemez,” dedi.
O an, dağa tırmanmaya başlamak üzereyken içimde bir huzursuzluk kabardı. Sanki bir yere gitmek istiyor ama bir yandan da içimdeki bir sesin beni durdurmaya çalıştığını hissediyordum. Neyse ki, o anda bir şey fark ettim: dağın tepe noktasına ulaşmak her zaman kolay olmuyordu, ama insanın içindeki engelleri aşmak, zihinsel tırmanış yapmak, aslında daha zor bir şeydi.
Hayal Kırıklığı ve Gerçekleşmeyen Umut
Bir süre tırmanmaya devam ettik, ama bir noktada polislerin olduğu bir kontrol noktasına geldik. Ve o an, bütün heyecanım bir anda yerini hüsrana bıraktı. Bir görevli, “Bu bölgede tırmanış yapmak yasaktır,” dedi. “Çünkü dağda bazı riskler bulunuyor ve izinsiz tırmanış yapılması tehlikeli olabiliyor.” O an, içimde bir şey kırıldı. Bu kadar uğraşıp, bu kadar yolu kat ettiğimiz, daha doğrusu, bu kadar hayal kurduğumuz bir tırmanışı yapamamıştık. Bir anlamda başarısız olmuştuk.
Ama bu yasak gerçekten beni hayal kırıklığına uğrattı mı? İşte burada da kafam biraz karıştı. Çünkü bu dağ, çok derin, çok büyük, çok eski bir yerdi. İnsanlar, orada tırmanmayı başaranlar, o tepeye ulaşanlar, bir başarı hikâyesi yazıyorlardı. Ama bu dağ, sadece fiziksel olarak değil, duygusal olarak da büyük bir yüktü. İçimde hissettiğim şey belki de sadece o zirveye değil, bir anlam arayışına doğru olan yolculuktu. Gerçekten bu yasak sadece fiziksel miydi, yoksa zihnimdeki bir engel miydi?
Sonuç: Bir Hayal, Bir Gerçek
Sonunda orada durduk, o kadar yolu birlikte tırmandıktan sonra, bir adım daha atamayacağımızı kabul ettik. O dağın zirvesine çıkamasak da, içimizde başka zirveler olduğunu fark ettik. Her şeyin sonunda, belki de dağa tırmanmak yasak değildi; ama bana, bana ve arkadaşlarıma o gün öğretilen, aslında her tırmanışın bir yolculuk olduğu ve bazen hedefe ulaşmanın tek başına her şey olmadığıydı.
İçimdeki duygular karma karışıktı. Hayal kırıklığı vardı ama aynı zamanda bir umut da hissediyordum. Bunu belki bir gün başarırdım, belki değil. Ama en önemlisi, yolculuğun bana neler öğrettiğiydi. Ağrı Dağı’na tırmanmak yasak mı? Bunu bilmiyorum ama şunu biliyorum: dağa tırmanamamak, hayatta bazen ulaşamadığın hedefler bile olsa, seni başka bir yere götürebilir.
Şu an Kayseri’de, odamda oturmuş bu yazıyı yazarken, o dağın zirvesine ulaşamadım ama içimdeki dağlara tırmanmaya devam ediyorum. Bu bir başlangıçtı ve belki de en büyük zirve, içimdeki engelleri aşmakla ilgili olacak.