27 Yaş Laneti Nedir? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Açısından Bir İnceleme
İstanbul’un kalabalık sokaklarında yürürken, kafamda bir soru beliriyor: 27 yaş laneti nedir? Bu yaş, bana ve çevremdeki birçok kişiye, farklı anlamlar taşıyor. Mesela, bir yanda 27 yaşında kendini “yetişkin” hissetmeye başlayan, kariyerinde ilerlemek için her fırsatı değerlendiren arkadaşlarım var. Diğer yanda ise 27 yaşında bir türlü “olamadığını” hisseden, toplumsal baskıların etkisiyle kaybolanlar var. Yani, 27 yaş, toplumun bizden beklediğiyle bizim gerçekte yaşadığımız arasında bir çatışma noktası haline gelebiliyor.
Sokakta, işyerinde, toplu taşımada her gün gördüğüm o insan yüzleri var. Yavaşça büyüyen bu “lanet”in, aslında toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet açılarından da büyük etkileri var. Bu yazıda, 27 yaşın toplumsal baskıları ve beklentilerle nasıl şekillendiğini, bu yaşa gelmiş farklı grupların nasıl etkilenebileceğini, bireysel gözlemlerimle inceleyeceğim.
27 Yaş Laneti: Toplumun Beklentileri ve Kendini Yetişkin Hissetme
İstanbul’da bir gün, Beyoğlu’na doğru yürürken aklımda bir soru vardı: Neden 27 yaşında birinin hayatının yolunda gitmesi bekleniyor? Sokakta yürürken, yanımda hızla ilerleyen kadınların ve erkeklerin bakışlarından bir şeyler çıkarmaya çalıştım. Genellikle, 27 yaşındaki birinden istenen şeyler çok açıktır: İş hayatında stabil bir yer edinmek, kişisel hayatında sorumluluk almak ve “olgunlaşmak.” Oysa, 27 yaşındaki birinin hayatta her şeyin düzgün gitmesi gereken bir dönüm noktasına geldiğini kimse söylememiştir.
İçimdeki sosyal bilimci devreye giriyor: Bu yaş, birçok kültürde bir geçiş dönemi olarak kabul ediliyor. Hem gençlik hem de yetişkinlik arasındaki o bulanık, kimlik arayışı dolu dönemde, bir insanın gerçek kimliğini bulması, kendini toplum içinde konumlandırması bekleniyor. Ama aslında, bu 27 yaş sınırı, çok katmanlı bir toplumsal baskının yansıması. Hem aileden gelen beklentiler, hem de sosyal medya ve genel toplum normları bu yaşta bir bireyin ne olması gerektiğine dair bir reçete sunuyor.
Düşünsenize, İstanbul’daki bir kafede otururken yan masada bir grup genç kadın var. Yüksek sesle konuşuyorlar ve 27 yaşına gelmiş birinin hayatını nereye yönlendireceği hakkında derin sohbetler yapıyorlar. Bir yanda iyi bir iş, diğer yanda sağlıklı bir ilişki… Toplum, 27 yaşındaki bir kadından da belirli bir yaşam tarzı, düzen ve başarı bekliyor. Ancak bu, her kadının hayatındaki gerçekliklerle uyuşmuyor. Birçok kadının hala hayatını keşfettiği, kariyerinde geçiş yaptığı, ilişkilerde deneme yanılma yaptığı bir yaş bu.
İçimdeki insan tarafım ise, “Ama herkesin yolu farklı, değil mi?” diye düşünüyor. Gerçekten de, 27 yaşındaki biri için bu beklentilerin insana nasıl bir yük getirdiğini görmek, oldukça zorlayıcı olabilir.
27 Yaş Laneti: Toplumsal Cinsiyet ve Kadınlar
İstanbul’daki toplu taşıma her gün en iyi örneği sunuyor. Kadınlar ve erkekler, aynı yaşta olsalar da toplumdan aldıkları mesajlar çok farklı olabiliyor. Kadınlar, 27 yaşına geldiklerinde bazen “şanslı” ya da “evlenme yaşı” gibi toplumsal baskılarla karşı karşıya kalıyorlar. Kendi gözlemlerimden de hatırlıyorum; 27 yaşındaki birçok kadın, özellikle de ailesinden gelen baskılarla, “ne yapmalı” sorusuna dair sürekli bir kafa karışıklığı yaşıyor. Çünkü o yaşa geldiğinde bir kadının “hayatını kurmuş” olması bekleniyor, ama buna ulaşmak zor.
Bir kadın arkadaşım geçenlerde bana 27 yaşında iş bulamamanın ve evlilik sorularıyla boğulmanın nasıl zor olduğunu anlatmıştı. Toplum, 27 yaşındaki bir kadına dair belli kalıplar oluşturuyor: “Evlenecek mi?” “Çocuk yapacak mı?” “Kariyerinde ilerleyecek mi?” Bu tür baskılar, kadınların kendilerini gerçekleştirmeleri için engel teşkil ediyor. Çünkü her kadın, hayatını bu tek tipleştirilmiş yolda yaşamak zorunda değildir.
İşte, toplumsal cinsiyet açısından 27 yaş laneti, kadınlar için daha belirgin hale geliyor. Kadınların bireysel tercihleri ve seçimleri, hala toplumun kalıplarına göre şekillendiriliyor. Oysa, bu yaş, her bireyin farklı bir şekilde deneyimlediği ve kendi yolculuğunda önemli adımlar attığı bir dönüm noktası olmalı.
27 Yaş Laneti ve Çeşitlilik: Erkekler ve Diğer Gruplar
İçimdeki mühendis bir yanda duruyor: “Peki ya erkekler? 27 yaşındaki bir erkek için de bir toplum baskısı var mı?” Elbette, toplumsal olarak erkeklerden de bazı beklentiler var. Ancak bu beklentiler, kadınlara kıyasla genellikle daha farklı bir biçim alıyor. Erkekler, 27 yaşında kariyerlerini oturtmuş, finansal olarak bağımsız olmuş ve toplumsal statüye sahip olmaları beklenen bireyler olarak konumlandırılıyorlar. Çoğu zaman, erkekler için de “gerçek bir yetişkin” olma yolu finansal başarıya ve iş dünyasında kendini kanıtlama çabasına dayanıyor.
Bununla birlikte, farklı kimliklere sahip bireylerin 27 yaşındaki deneyimleri de toplumsal normlardan etkileniyor. LGBT+ bireyler, 27 yaşında toplumsal cinsiyet kimlikleri ve cinsel yönelimleriyle ilgili zorluklar yaşayabiliyorlar. Toplumun geleneksel beklentileriyle çatışma, bazen daha fazla özgürlük isteyen bireyler için ciddi bir baskı oluşturabiliyor. Bu tür kimlikler, sosyal cinsiyet normlarına uymadıkları için daha fazla dışlanabiliyor ve bu da 27 yaşında daha fazla içsel bir kriz yaratabiliyor.
27 Yaş Laneti: Sosyal Adalet ve Gelecek
Sonuç olarak, 27 yaş laneti, aslında sadece bir yaş değil; toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adaletin iç içe geçtiği bir olgu. Toplumsal cinsiyet normları, bireysel özgürlükler, aile baskıları ve toplumun beklentileri, 27 yaşındaki bireylerin psikolojisini ve yaşam seçimlerini şekillendiriyor. 27 yaş, her birimiz için farklı bir anlam taşıyor. Bu lanet, sadece bir yaşın zorluğu değil, toplumun kimliğimizi nasıl şekillendirdiğiyle ilgili derin bir tartışmanın da adı.
27 yaşını geçiren her bir birey için, bu lanet bir yük olmaktan çıkarak, kişisel ve toplumsal bir dönüşüm sürecine dönüşebilir. Önemli olan, bu sürecin her birey için nasıl farklı şekilleneceğini anlamak ve herkesin kendi yolunda ilerleyebilmesine fırsat tanımaktır.