Ara Beni Hangi Yıl?
Bugün akşam yine işe geç kaldım. Hava kararmadan ofise yetişmeye çalışırken, birden kafamda beliren bir soru vardı: “Ara beni hangi yıl?” Bunu, sokakta yürürken bir şarkı çalmaya başladığında düşündüm. Yani, hayatımda geçen zamanı, o eski şarkıları, eski anıları… Bir yılı hatırladım, sonra diğerini. Sonra bu soruyu kendime sormaya başladım: Hangi yıl, gerçekten önemli? Bunu şimdiki halimle, 27 yaşında, her gün ofise giden bir genç olarak yazıyorum. Ama bir yandan geçmişe dönüp bakınca da, her yıl bir başka benliğimi doğurmuş gibi hissediyorum. Bu yazı, belki de o yılların arasında gidip gelen bir yolculuk olacak.
Geçmişin Tozlu Rafları
Bazen, eski fotoğraflara bakarken, 15 yaşımda aldığım o eski telefonumun ilk mesajlarını okumak istiyorum. Hani şu, cebinde bir gün boyunca 15 kere bakıp, “O kadar kişi mi yazmış?” diye düşünüp sevinçten çılgına döndüğün mesajlar. O yıllarda, hayatı ciddi ciddi “o anki mesajlar” ve “o anki paylaşımlar” üzerinden yaşardık. Bugün buna baktığımda, biraz komik geliyor. Çünkü, o yıllarda zamanın nasıl geçtiğini bile anlamadan yaşardım. Oysa şimdi, bir dakika bile geçmek bilmeden iş yerindeki raporlara bakmak zorunda kalıyorum.
Bazen düşünüyorum, bir yıl içinde değişen benliğimiz nasıl oluyor? 15 yaşında, 20 yaşında, şimdi ise 27 yaşında olmak… Zaman o kadar hızlı geçiyor ki, bazen 5 yıl önceki halimi hatırlamakta zorlanıyorum. O eski benliğimi görmek için sanki bir geçmişe telefon açmak isterdim. Ama gerçekten ara beni hangi yıl? O yıllara dönüp o benliğimle konuşmak, belki o zamanlar ne hissettiğimi hatırlamak mümkün mü? Bugün sormak istediğim soru, aslında şunu anlamak: Neden geçmişe ait bir yılı hatırlarken, bugünü hep geleceğe taşıyoruz?
Bugün, Şimdi, An
İstanbul’da her gün koşuşturmak… Trafik, yoğunluk, işin getirdiği sorumluluklar… Her şey birbirine karışmış gibi. O kadar çok iş var ki, bazen bir sabah uyanıyorum ve “Bu günü ne kadar yaşadım ki?” diye düşünüyorum. 27 yaşımda, artık zamanın ne kadar değerli olduğunu daha iyi fark ediyorum. Geçmişin yansımalarını yavaşça yok saymak, şu anı tam anlamıyla yaşamak ise başka bir şey. Bir yıl önce mi? O yılın bana kattıkları başka bir yerdesin. Ama şimdiki ben, şu anki ben de farklı bir yerde. İşin, hayatın, sosyal medyanın içinde kaybolurken, ne kadar “şimdi”yi yakalayabiliyoruz?
Mesela, dün akşam oturup iki saat boyunca yazı yazmaya başladım. Ama o yazı yazarken, bir yandan bu yılın bana kattıklarını düşündüm. Bugün, düşündüğüm her şeyin temeli aslında birkaç yıl önce yaşadıklarımda gizli. Geçmiş, insanın omuzlarında gölge gibi taşınan bir ağırlık gibi, hep orada. Ama bugünün çok daha değerli olduğunu düşündüğümde, hep şimdiye odaklanmam gerektiğini fark ediyorum. Hangi yılı soruyorum ki? Belki de önemli olan, şu an o yıllardan birikmiş olarak yaşadığım hayatımdır.
Gelecek ve Yeni Yıllar
Bir de geleceği düşünmek var. “Hangi yıl” sorusunu sormak, aslında geleceğe dair bir merak uyandırıyor. Bu yazıyı yazarken, belki de bir yıl sonra burada okuduğumda, 27 yaşımdan ne kadar farklı olacağımı bileceğim. Gelecekteki halim, şu anda düşündüğümden çok daha başka bir yerde olacak. 30 yaşında nasıl hissedeceğim? Gelecekte, şu an yaşadığım her şeyin önemli olduğunu hatırlayacak mıyım?
Geleceği bilmemek, onu bilinçli bir şekilde tahayyül etmek, insanı biraz daha düşünceli kılıyor. Bir yıl sonra şu anki blogumda ne yazacağım? Bunu bilemiyorum, ama kesin olan bir şey var: Hayatımda her yıl bir değişim. O yüzden belki de önemli olan, o yılların geçtiğini, ama onlardan aldıklarımın bugünümde nasıl hayat bulduğunu fark etmek. Bir yıl sonra başka bir benlik olacağım. Gelecekte bir yıl var, ama o yıl şu an değil, o yıl geldiğinde fark edebilirim.
Sonuçta Ne Oldu?
Belki de “Ara beni hangi yıl?” sorusu bir bakıma, zamanın bize kattığı değişimin simgesidir. O kadar hızlı geçiyor ki, bazen bir yılı nasıl yaşadığımı bile anlamıyorum. Ama geçmişin, bugünün ve geleceğin iç içe geçmesi, bir anı hatırladıkça ya da yeni bir karar aldıkça, hayatın yönünü değiştirebileceğimizi gösteriyor. Belki de önemli olan, sadece geçmişi değil, geleceği de anlamak ve “şimdi”yi doğru yaşamak. Yıllar geçiyor, ama her yıl, her geçen an bize bir şeyler öğretiyor. O yüzden, ara beni hangi yıl? Belki bu yıl, belki de gelecek yıl… Zamanı anlamak, her yıl bir yeni anlam bulmak demek.