Jiletle Traş Olmak Sakalı Arttırır Mı? Bir Genç Yetişkinin İçsel Hesaplaşması
Gençlik, Sakal ve Bir Jiletin Sessiz Gücü
Kayseri’nin soğuk sabahlarına uyanırken, dışarıda rüzgarın sesi evin duvarlarına vuruyor. İçeride ise yalnızca sıcak suyun sesini duyuyorum, lavaboya gittiğimde parmaklarım soğuk metalde geziniyor. O an, bir erkek için en gizemli sorulardan biri aklımda yankı buluyor: Jiletle traş olmak sakalı arttırır mı?
Bunu düşündüğümde, aslında birden fazla duygunun karıştığını hissediyorum. Sakalım, bir erkeğin en kıymetli aksesuarlarından biri gibi. O sakal, senin olgunluğunu, özgüvenini, kimliğini simgeliyor. Ama işte… Bu sakalı yetiştirme süreci, benim için bir hayal kırıklığıydı. İlk gençlik yıllarında hep hayalini kurduğum o sert, güçlü, orman gibi sakalı bir türlü bulamıyordum.
Bir akşam, biraz da sinirli ve hayal kırıklığına uğramış bir şekilde internette araştırmaya başladım. Sakalımı daha hızlı büyütebilmek için jiletle traş olmanın bir çözüm olup olmadığını merak ettim. Çeşitli forumlarda okuduklarım arasında bir umut ışığı belirdi: “Evet, jiletle traş olmak sakalı hızlandırabilir, çünkü kökleri uyarır.” Ama, bir diğer yandan da diyorlardı ki, bu bir efsaneden ibaret olabilirdi. Bu kafa karışıklığı içinde kalmak… Bu kadar basit bir konuda, bu kadar fazla fikir ve duygu taşımak… Beni gerçekten yoruyordu.
Sakalımla Yüzleşme: Heyecan ve Korku
Sabahın erken saatlerinde, hala o belirsiz düşüncelerle dolu kafamla aynaya bakıyorum. Sakalımın her tüyü bir anı, bir özlem gibi, bazen bir mücadele. O mücadele de, genç bir adamın olgunluk arayışıyla birleşiyor. O an düşündüm: “Bir kez daha deneyimle. Hadi, jiletle traş ol. Belki de gerçekten bir şeyler değişir.”
Daha önce birkaç kez jiletle traş olmuştum. Ama bu kez farklı olmalıydı. Belki de o an, bir şeyi gerçekten değiştirmek için duygusal bir karar almalıydım. Makineyle traş olmayı bırakıp, jiletin o keskin, soğuk ve biraz da ürkütücü varlığını tekrar hissetmeye karar verdim.
Ve o an… Aynada beni izleyen yansıma bana çok şey söyledi. Sakalımın yolculuğu, kendimi bulma yolculuğum gibiydi. Jiletin kütük gibi bir kısımdan sıyrılması, bir anlamda tüm belirsizlikleri temizler gibi hissettirdi. Ama hala bir soru vardı kafamda: “Sakalım artacak mı?”
Hayal Kırıklığı ve Yeni Başlangıçlar
Sabahın saatleri geçtikçe, yüzümdeki cildim geriliyor. Yavaşça gülümsüyorum. Bir şeyin değiştiğini hissediyorum. Ama o değişim, aslında dışarıdan değil, içerden geliyor. Sakalımın uzaması ya da uzamaması önemli değil, önemli olan bu sürecin bana ne kattığı. Bir nevi her sabah kendime vereceğim mesaj; belki de sadece sabahları değil, hayatımın her anında hatırlayacağım bir şey var: Sabırlı olmalısın. Sakal sadece bir simge, senin için bir anlam taşır. Ama gerçek olgunluk, sabırlı bir şekilde kendi yolunu aramaktır.
Belki de jiletle traş olmak, gerçekten sakalı büyütmek için değil; bir dönüm noktasında kendinle yüzleşmek içindi. Ve ne tuhaf ki, bugün eski hayal kırıklığım yerini daha net bir duygusal farkındalığa bıraktı. O küçük, keskin hareketlerin ardında, hayatımı şekillendiren şeylerin, her bir kararın, her bir küçük adımın olduğu gerçeği vardı.
Sonuçta Ne Oldu?
Sakallarım, belki de bir süre daha istediğim gibi uzamayacak. Ama bu yazıyı yazarken şunu fark ettim: Jiletle traş olmak sakalı arttırmaz, ama insanı olgunlaştırır. İçsel olarak büyürsünüz. Her sabah, kendinizi yeniden şekillendirirsiniz. Geriye sadece, o anı, o duyguyu anlamak kalır. Sakalınızın büyümesi ya da büyümemesi önemli değildir, önemli olan o süreçte kendinizi nasıl hissedip, nasıl bir insan olduğunuzdur.
Bazen hayatta basit gibi görünen sorular, içimizdeki derin düşünceleri ortaya çıkarır. Kayseri’nin sabahlarına karşı bir başka güne başlarken, ben de o sorunun yanıtını buldum: Sakalım ne kadar büyürse büyüsün, önemli olan bu yolda benim kim olduğum.