Bongo Hangi Yöreye Aittir? – Küresel Kökleri ve Yerel Hikâyeleriyle Bir Ritim Yolculuğu Ritmin Peşinde: Bir Davulun Coğrafyalar Arası Serüveni Dünyayı anlamanın en keyifli yollarından biri, seslerin izini sürmektir. Müziğin en eski yol arkadaşlarından biri olan davullar, insanlık tarihi kadar eski bir hikâye anlatır. Ve bu hikâyenin en renkli sayfalarından birinde “bongo” davulu karşımıza çıkar. Küçük ama etkileyici sesiyle bongo, sadece bir enstrüman değil; kültürlerin birbirine nasıl dokunduğunun da canlı bir örneğidir. Peki gerçekten bongo hangi yöreye aittir? Sadece coğrafi bir köken aramak yeterli mi, yoksa onu anlamak için tarihsel ve kültürel bağlamları da mı dikkate almalıyız? Köken: Bongo’nun Kalbi…
Yorum BırakDar Alan Fikirleri Yazılar
Aşkenaz Yahudileri Türk mü? Tarih, Kimlik ve Toplumsal Perspektifler Toplumsal kimlikler üzerine konuşmak her zaman cesaret ister. Çünkü konu yalnızca tarihsel gerçeklerle sınırlı değildir; kimlik, aidiyet ve geçmişle kurduğumuz bağlar, aynı zamanda bugünkü dünyaya bakış açımızı da şekillendirir. “Aşkenaz Yahudileri Türk mü?” sorusu da ilk bakışta sadece etnik kökenle ilgili gibi görünse de, aslında derinlemesine düşündüğümüzde çeşitlilik, empati, sosyal adalet ve toplumsal cinsiyet gibi birçok farklı dinamiği içinde barındırır. Bu yazıda meseleyi sadece tarihsel değil, aynı zamanda insani, toplumsal ve kültürel açıdan da ele alacağız. Tarihin Gölgesinde: Aşkenaz Yahudilerinin Kökeni Aşkenaz Yahudileri, tarih boyunca Orta ve Doğu Avrupa’da yaşayan Yahudi…
Yorum BırakCennette Yüzümüz Değişecek Mi? Felsefi Bir Bakış Filozoflar, insanın varlık hali üzerinde düşünürken sıklıkla dünyadan bağımsız bir anlam arayışına girerler. İnsan, sadece fiziksel bir varlık değil, aynı zamanda ruhu, bilinci ve içsel dünyasıyla şekillenen bir varlıktır. Peki, cennette, bu dünyadan öte bir düzlemde, insanın fiziksel formu nasıl olacak? Yüzümüz değişecek mi? Yoksa cennette, biz sadece ruhsal bir varlık olarak mı var olacağız? Bu soruya yaklaşırken, etik, epistemoloji ve ontoloji gibi felsefi perspektiflerden hareketle, insanın cennetle olan ilişkisini ve varlık anlayışını daha derinlemesine incelememiz gerekir. Ontolojik Perspektiften: Cennet ve İnsan Varlığının Temeli Ontoloji, varlık felsefesi olarak, “varlık nedir?” sorusunu sorar. İnsan,…
Yorum BırakBir Psikoloğun Merceğinden: İlk Hattatın Zihnine Yolculuk İnsan davranışlarını anlamaya çalışan bir psikolog için sanat, ruhun aynasıdır. Her çizgi, her hareket, zihinsel bir sürecin dışavurumudur. Yazı sanatı dediğimiz şey ise düşüncenin somut hâle gelmiş biçimidir. Peki, ilk hattat kimdir? sorusu sadece tarihsel bir merak mıdır, yoksa insan zihninin estetik ve anlam arayışıyla ilgili daha derin bir ipucu mu taşır? Psikolojik bir bakışla bu soruya yaklaşmak, insanın içsel dünyasıyla kültürel üretimleri arasındaki ince bağı keşfetmek anlamına gelir. Çünkü yazının süslenmesi, yalnızca bir sanat formu değil, zihinsel bir denge kurma biçimidir. İlk Hattat: Tarihsel Köklerden Psikolojik İmgeler Tarihsel kaynaklar, ilk hattat olarak…
Yorum BırakHematit Taşı Hangi Burç? Öğrenmenin Işığında Bir Pedagojik Yolculuk Bir eğitimci olarak en çok inandığım şey, öğrenmenin yalnızca bilgi edinmek değil; aynı zamanda kendini tanıma yolculuğu olduğudur. Tıpkı bir öğrencinin konuyu kavradıkça özgüven kazanması gibi, insanlar da doğayı, taşları, enerjileri tanıdıkça iç dünyalarına ışık tutarlar. Hematit taşı işte tam da bu öğrenme sürecine benzeyen bir varlıktır: dönüştürücü, koruyucu ve öğretici. Bu yazıda “Hematit taşı hangi burç?” sorusunu pedagojik bir mercekten ele alacak, bu taşın bireysel öğrenme biçimlerine ve toplumsal farkındalığa nasıl dokunduğunu keşfedeceğiz. Öğrenmenin Dönüştürücü Gücü ve Hematit’in Simgesel Anlamı Öğrenme kuramları bize gösterir ki, bilgi yalnızca dışarıdan alınan bir…
Yorum BırakTotal mi Total mi? Geleceğe Yön Veren İki Yol Arasında Bir Seçim “Geleceği konuşmaya var mısınız?” diye sormak istiyorum bu yazının en başında. Çünkü “Total mi Total mi?” sorusu kulağa bir kelime oyunu gibi gelse de, aslında önümüzdeki yıllarda toplumları, ekonomileri ve bireysel hayatlarımızı şekillendirecek kadar önemli iki farklı yaklaşımın kapısını aralıyor. Bu sadece bir marka ya da enerji politikası meselesi değil; bu, stratejik düşüncenin insan merkezli değerlerle nasıl birleşeceğiyle ilgili bir yolculuk. Gelin, birlikte beyin fırtınası yapalım. “Total” Kavramı: Sadece Enerji Değil, Bir Vizyon Meselesi “Total mi Total mi?” derken aslında iki ayrı geleceği karşılaştırıyoruz. Bir yanda endüstriyel anlamda…
Yorum BırakAç Koyma Hırsız Olur Ne Demek? Eğitimsel Bir Bakışla Değer, Empati ve Öğrenme Üzerine Bir eğitimci olarak, öğrenmenin yalnızca bilgi edinme değil, insanın vicdanını, merhametini ve toplumsal sorumluluğunu dönüştürme süreci olduğuna inanırım. “Aç koyma hırsız olur” sözü, yüzeyde bir uyarı gibi görünse de, derinlerde insan davranışının eğitilebilir doğasına dair güçlü bir pedagojik mesaj taşır. Bu atasözü, yalnızca fiziksel açlıkla değil, aynı zamanda duygusal, sosyal ve zihinsel açlıkla da ilgilidir. Eğitim açısından bakıldığında, insanı aç bırakan sistemlerin, bireyleri suça, yoksunluğa ve yabancılaşmaya nasıl ittiğini anlamak gerekir. Atasözünün Pedagojik Anlamı: İhtiyaçtan Davranışa “Aç koyma hırsız olur” ifadesi, temel olarak bir insanın ihtiyaçları…
8 YorumÇocuk Ağır Ceza Mahkemesi Hangi Suçlara Bakar? Antropolojik Bir Bakışla Adaletin Kültürel Yüzü Bir antropolog olarak, toplumların ritüellerine, sembollerine ve normlarına bakarken her zaman aynı soruyla karşılaşırım: “Adalet, bir toplumun kendini anlatma biçimi midir?” Bu sorunun yanıtı, mahkemelerin duvarlarında yankılanır. Özellikle de çocuk ağır ceza mahkemeleri gibi hassas alanlarda… Çünkü burada yalnızca hukuk değil, bir toplumun çocuğa, suç kavramına ve toplumsal sorumluluğa dair inançları da yargılanır. Toplumun Aynası Olarak Hukuk Antropoloji, kültürleri anlamanın yollarından biridir; hukuk ise o kültürlerin davranış kodlarını yazılı hâle getiren sistemdir. Bir toplumun çocuklara uyguladığı adalet biçimi, aslında o toplumun çocukluk anlayışını yansıtır. Kimi kültürlerde çocuk,…
4 YorumTebdil Kökeni Nedir? Değişimin Dilimizdeki Eski Adı, Bugünün Yeni Hikâyesi Bir kelimeye tutulduğunuz oldu mu? Ben “tebdil”e takıldım. Çünkü kulağıma, eski bir sokağın taşlarına basar gibi geliyor: ağırbaşlı, serin, ama merak uyandıran. Değiştirmeyi, dönüştürmeyi, yeniden kurmayı fısıldıyor. Hadi gelin, bu serin taşların izini sürüp “tebdil”in kökenine, bugünkü yansımalarına ve yarınlara uzanan potansiyeline birlikte bakalım. “Tebdil”, kökeni Arapça tabdīl (بدّل) olan; “değiştirme, başkalaştırma, yerine yenisini koyma” anlamlarını taşıyan bir kavramdır. Osmanlıca ve eski Türkçede özellikle “tebdil-i kıyafet / hava / mekân” kalıplarıyla kullanılmıştır. Tebdil’in Etimolojisi: Arapça tabdīl’den Türkçeye “Tebdil” sözcüğü Arapça “b-d-l” kökünden gelir. Bu kök “bir şeyi başka bir şeyle…
8 YorumGerçel Sayılar Nelerdir? Bir Antropolojik Perspektiften İnceleme Kültürlerin Çeşitliliği ve Sayılar Arasındaki Bağlantılar Bir antropolog olarak, farklı kültürlerdeki semboller, ritüeller ve topluluk yapıları üzerine yapılan keşifler her zaman büyüleyici olmuştur. Sayılar, yalnızca birer matematiksel araç olmaktan öte, insan topluluklarının anlam ve kimlik inşasında derin bir yere sahiptir. Sayıların evrensel olarak kabul edilen anlamlarının ötesinde, her kültürün kendine has sayı algıları ve sayılarla ilişkili ritüelleri bulunmaktadır. Peki, sayıların sembolik gücü ve kültürel yansımaları nasıl şekillenir? Bu yazıda, gerçel sayılar kavramını antropolojik bir bakış açısıyla ele alacak, kültürel ritüellerin, sembollerin ve toplumsal yapının sayı anlayışımız üzerindeki etkilerini inceleyeceğiz. Gerçel Sayılar: Matematiksel Bir…
8 Yorum